-
DİN NEYE DENİR?
-
Din, Allahu Teala tarafından
konulmuş ilahi bir kanun olup, akıl
sahiblerini kendi istekleri ile her
iki cihanda huzura kavuşturan ilahi
bir nizam dır.
Dinler üç kısma ayrılır
Hak din, muharref din ve batıl din.
Bu dinlerin içinde hak dinden başka
hiç biri geçerli değildir. Çünkü hak
din diğerleri gibi uydurma ve
değiştirilme değildir. İslam dini
hak dindir.
İslam dinin özelliği dünyada huzur
ahirette ise eminliktir. Bu din Adem
Aleyhisselam’dan Peygamberimiz
Muhammed Aleyhisselam’a kadar olan
bütün peygamberlerin dinidir.
Bütün peygamber gönderildikleri
kabilelerini İslam dininin temel
inancında olduğu gibi bir olan
Allah’a ibadet etmeyi tebliğ
etmişlerdir.
İslam dini kendinden önceki dinlerin
hükmünü kaldırmış ve kıyamete kadar
geçerli olan dindir. Bu Allah
katında da böyledir.
İslam dinin diğer dinlerden olan
özelliği, onun son din olması, bütün
insanlığa gönderilmiş olmasıdır.
Dinimiz her akıllı insanın uyacağı
ve rahatlık la kurallarını
uygulayacağı bir dindir.
Bu dinde zorluk va aşırıcılık
yoktur. İslam dininde yolculara,
hasta olanlara, gücü yetmeyen
yaşlılara kolaylık tanınmıştır.
İslam dini sevgi, huzur ve barış
yanlısı olan bir dindir.
Dinimiz; İman, Amel, ve Ahlak olmak
üzere üç kısımdır.
İman; Allah’tan Peygamberimize gelen
her şeyi tasdik etmektir.
Amel: İnanılanla amel etmektir.
Ahlak: İnsanın tabiatına yerleşen
huylardır. Bu huyların en güzel
olanı en makbul olanıdır.
İslam’da şer’i hükümlerin dört ana
kaynağı vardır ki bunlar şunlardır:
Kitap: Allah tarafından
peygamberimiz Mu-hammed (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)e vahiy yoluyla 23
se nede indirilen ve günümüze kadar
bir harfi bile bozulmadan gelen
Kuranı Kerim’dir. İslam dinininde
bütün hükümler ona dayanılarak
verilir.
Sünnet: Peygamber Efendimizin
mübarek sözleri işlemiş olduğu
şeylerdir.
İcma: Peygamberimizden sonra Ashabı
Kiram’ın ve sonra gelen asırlarda
yetişen islam müc tehidlerin
birleştiği meselelerdir.
Kıyas: İllet benzerliği sebebiyle
sabit olan bir hükmü ayet ve hadisle
sabit olmayan, başka bir hükümle
kıyaslamaktır.
İMAN
İman: Sözlükte inanmak ve tasdik
etmek manalarına gelir.
Şeriatta ise; Peygamberimizin
(Sallallahu aley hi ve sellem)
Allah’tan getirdiği bütün meselelere
kalb ile tasdik dil ile ikrar
etmektir.
İnanç yönünüden insanlar, Mü’min,
Kafir, Münafık olamak üzere üç kısma
ayrılırlar.
Mümin: Allah’ın varlığı ve birliği
başta olmak üzere, Peygamberimiz’e
ve onun getirdiği her şeye inanan ve
inandığını ikrar eden kimseye denir.
Kafir: İnanmayan ve inanmadığını
söyleyen kişiye denir.
Münafık: Kalbi ile inanmayan fakat
dili ile inandığını söyleyen kişiye
denir.
İmanın sahih ve kabul olması için
bir takım şartlar gereklidir bunlar:
Şüphe halinde olmamak, dini
hükümlerle alay edip hafife almamak,
dalga geçmemek, inkar sözleri ve
davranışlarda bulunmamaktır.
İmanın olması için ilk söylenecek
söz Kelime-i Şe hadettir.
Bu sözü:
Eşhedü en lâ ilâhe illellâh ve
eşhedü enne Muhammeden abdühü ve
rasûlüh
(Ben şahitlik ederim ki, Allah’tan
başka ilah yoktur; yine şahitlik
ederim ki Hz. Muhammed Allah’ın kulu
ve rasulüdür)
demeyen müslüm olmaz.
İmanın şartları 6’dır.
Allah’a inanmak
Allah’ın meleklerine inanmak
Allah’ın kitaplarına inanmak
Allah’ın peygamberlerine inanmak
Ahiret gününe inanmak
Kadere; iyilik ve kötülüğün Allah’ın
yaratması ile olduğuna inanmak
Her aklı başında olan insanın
yaratıcısını tanı mak ve ona inanmak
farzdır.
İnsan için evvela kendi varlığından
başlayarak kainatın tamamını,
göklerde ve yerde var olan şeyleri
ibretle büyük bir dikkatle düşünüp
incelemesi, bunları yaratan büyük
bir gücün oldu ğunu idrak etmesi
için yeter.
Herşeyin yaratılışında büyük bir
incelik harukulade bir dengelik
vardır. Kulluk görevimizin gereği
yaradanımızın varlığı bilmek,
sıfatlarını ve isimlerini tanımak ve
o şekilde inanmaktır.
Allah birdir. Başlangıcı ve sonu
yoktur. Allah yarattıklarında hiç
birine benzemez. Allah’a bu şekil
inanan gerçek imanın değerini
kazanır.
Allah’ın sıfatları 14 tanedir.
Vücud:
Var olmak demektir. Allahu Teala
vardır ve sıfatlarıyla muttasıftır.
Şu kainatın yaratıcısı vacib-ül
vücuddur. Onun var olması zatidir,
ezeli dir, ebedidir.
Vacibül vücüd olan bir Allah
olmasaydı, hiç bir şey olmazdı. Ve
Allah için yokluk düşünülemez.
Kıdem:
Ezeli olmak. Evveli bulunmamak. Her
işin başlangıcı her şeyin evveli
vardır. Fakat bu durum Allah için
geçerli değildir. Çünkü onun varlı
ğı vacibdir ve kendindendir.
Beka:
Allah’u Teâla bakidir. Her var olan
şeyin sonu vardır, yalnız Allah’ın
varlığının sonu yoktur. Kıdem’i
sabit olan her şeyin bekası
vacibdir. Varlığının başlangıcı
olmadığı gibi nihayeti de yoktur.
Vahdaniyyet:
Allah’ın bir olması demektir. Tektir
eşi ve benzeri yoktur. Allah bir dir
doğmamış ve doğurulmamıştır. Eşi,
ortağı, benzeri yoktur. Akıl ile
düşünen insan bunu bilir ve anlar.
Allah’ın birliğiyle beraber rızık
verenin o olduğuna, öldürenin ve
dirilteninde o olduğuna inanmak
lazımdır. Ondan başkasına tapınmak,
ilah tutup boyun eğmek küfürdür.
Muhalefetün lil havadis:
Allah’u Teâla gördüklerimizden,
hatırımıza gelecek şeylerden ne zatı
nede sıfatları bakımından hiç birine
benzemez.
O, herşeyden başkadır. Bizim
hatırımıza gelecek olan şeyler
mümkündür, sonradan yaratılmış tır
yok olmaya mahkumdur. Bundan dolayı
zatı ve sıfatları bakımından hiç bir
şeye benzememek Allah’ın zati
sıfatlarındandır.
Kıyam bi nefsihi:
Allah’ın varlığı kendindendir.
Varlığı için baş ka bir şeye muhtaç
değildir. Zamandan, mekandan, yönden
beridir. Ne zamana ne de bir yardım
cıya muhtaç değildir bilakis alemde
ki her şey ona muhtaçtır.
Hayat:
Diri olmak. Allah ebedi bir hayat
ile diridir. O Yegane ölmeyen
diridir.
İlim:
Allah her şeyi bilir. O, olmuşu,
olanı, olacağı her şeyiyle bilir.
Onun için hiç bir şey gizli kalmaz.
Onun ilmi bütün alemi kuşatmıştır.
Semi:
İşitmek. Allah her şeyi işitir. Ona
uzaklık engel değildir. O uzak bir
yerde yürüyen karınca nın ayak
sesini, bitkilerin zikrini dahi
işitir.
Basar:
Görmek. Allah herşeyi görür.
Karanlık ona tesir etmez.
İrade:
Dilemek. Allah diler, dilediğini
yapar ona kimse karışamaz niye böyle
yapmış neden böyle yaratmış diye
soramaz. Dünyada olan herşey onun
dilemesi ile olmuştur. O dilemese
bir yaprak bile kıpırdamaz.
Kudret:
Gücü yetmek. Güç Allah’ındır. Onun
sonsuz gücü herşeye yeter. Onun
gücünün en büyük örneği, yerleri,
gökleri, dağları, taşları yoktan var
etmesidir.
Kelam:
Söylemek. Onun sözü Kur’anı
Kerimdir.
Tekvin:
Yaratmak demektir. Onun ol demesiyle
her şey olur. Kainatta her şeyi
yaratan odur.
Tekvin sıfatının kolları:
İhya:
Diriltmek. Allah dileğini anında
diriltir.
İmate:
Öldürmek. Allah dilediği an
dilediğini öldürürür.
Tahlik:
Yaratmak. Allahın ol demesi ile her
şey anın oluverir.
Terzık:
Rızıklandırmak. Rızkı veren ancak
Allah’dır.
Meleklere İman
Melekler nurani varlıklar olup
tamamen Allah’ın emri üzere harekat
ederler. Onlar yemezler, içmezler,
evlenmezler, günah işlemezler.
Melekler var olup görünmeyen
varlıklardır. İnsan aklını, ruhunu,
havayı, rüzgarı göremediği gibi
melekleri de göremez.
Her meleğin kendine ait işi vardır.
Bazısı daima Allah’ı zikr ederler.
Bazıları insanları tehlike lerden
korur, dar zamanlarında müminlere
yardım ederler.
Meleklerin büyükleri denilen dört
büyük melek vardır bunlar
görevleriyle birlikte şunlardır.
Cebrail: Meleklerin en büyüğüdür.
Görevi ise Allah ile Peygamberleri
arasında elçilik yapmaktır. Kur’anı
Kerimi Peygamberimize o getirmiştir.
Mikail: Tabiatla ilgilenir.
Yağmurların yağması, rüzgarın
esmesi, ekinlerin bitmesi ile
görevlidir.
İsrafil: Sura üfürmekle vazifelidir.
Üfürdüğü an dünya hayatı bitecek
ahiret hayatı başlayacaktır.
Azrail: Ömrü sona erenlerin canını
almakla vazifelidir.
Bu meleklerden başka birde Kiramen
Katibin dediğimiz iki melek daha
vardır ki bunlardan biri sağ
yanımızda bir diğeri ise sol
yanımızda bulunur ve sağ taraftaki
işlediğimiz iyi amelleri sol
taraftaki de işlediğimiz kötü işleri
yazar. Bu yazılan deftere amel
defteri adı verilir.
Münker ve Nekir adında iki melek
daha vardır ki bunlar kabirde
insanlara soru sormakla görevlidir.
Kitablara İman
Kitablar Peygamberlere vahiy yoluyla
gelir.
Vahiy: Sözlükte kelam, ilham, bir
şeyi harf harf bildirmek manalarına
gelir.
Şeriatta ise; Allah, dilediği
hükümleri Peygamberine vahiy, rüya,
ilham veya melek vasıtasıyla
bildirmesidir.
Kitablar ilahi emirleri, yasakları
bildirir. İnsanlara Cennet yolunu
gösterir ve onları kötülükten men
eder. Adem Aleyhisselam’dan Peygambe
rimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)e
kadar gelen bütün peygamberlere
gönderilen kitablara inanmak iman
etmenin şartlarındandır. Bu
kitabların dördü büyük kitab yüzü
ise suhuftur. Toplam 104 tanedir.
Tevrat: Musa Aleyhisselam’a
Zebur: Davud Aleyhissealm’a
İncil: İsa Aleyhisselam’a
Kuranı Kerim: Reygamberimiz Muhammed
(Sallallahu aleyhi vesellem) e
indirilmiştir. Bunlar dört büyük
kitabtır. Suhuf olanlar ise:
10 sahife Adem Aleyhisselam’a
50 sahife Şit Aleyhisselam’a
30 sahife İdris Aleyhisselam’a
10 sahifede İbrahim Aleyhisselam’a
gönderilmiştir.
Kuranı Kerim
-
Kuranı Kerim, 610 yılında, Ramazan
ayında, pazartesi gecesi, Hira
dağındaki, Hira isimli mağarada
nazil olmaya başlamıştır.
İlk inen ayetler, Alak süresinin ilk
beş ayetidir. Kura’nın en son inen
ayeti ise Bakara süresinin 281.
Ayetidir.
Kur’an zulmet içinde boğulan
insanlığa birlik ve beraberliği
getirmiş, gönülleri huzura,
vicdanları rahata kavuşturmuştur.
İnsanlara şeref kazan dırmış, mutlu
bir hayat yaşamayı öğretmiştir.
Hükümleri her asırda geçerlidir.
Onun bir har fini bile hiç kimsenin
değiştirmeye gücü yetmeyecektir. O
öyle muazzam bir kitabtır ki
kendinden önceki kitabları içine
alıp insanlığa saadet yollarını
açmıştır.
Kuranı Kerimin, değişmeyecek tek
kitab olması, kıyamete kadar geçerli
olan son kitab olma sı, bütün
alemlere gönderilmiş olması onun
başlı ca özelliklerindendir.
Kuran parça parça indirilmiş ve o
şekil ezber lenmiştir.
Peygamberimizin vefatından sonra
halife olan Hazreti Ebu Bekir’in
emriyle Zeyd bin Sabit onu bir araya
getirmiştir.
Kuran çok şerefli bir kitabdır. O’na
hürmet etmek, sevgi ve saygı
göstermek her müslümana borçtur. O
kendisine hürmet edene, emirlerini
tutana yarın ahirette şefaatçi
olacaktır.
Peygamberlere iman
-
Peygamberler, Allah tarafından
seçilen temiz, dürüst, asil ve zeki
insanlardır.
Onlar, Allah’tan aldıkları emirleri
hiç çekinmeden, usanmadan insanlara
bildirirler.
Peygamberler olmasa insanlar nasıl
ibadet edeceklerini bilemezler. Bu
yüzden Allah onlara kendi içlerinde
peygamber göndermiş ve onları
mucizelerle kuvvetlendirmiştir.
İlk Peygamber, ilk insan olan Adem
Aleyhisselam’dır. Son Peygamberde
Muhammed (Sallallahu aleyhi
vesellem) dir.
Gönderilen peygamberlerin sayısı
belli değildir fakat Kuran’da 28
peygamber zikr edilmiştir. Bunlar
şunlardır:
Adem Aleyhisselam, İdris
Aleyhisselam, Nuh Aleyhisselam, Hud
Aleyhisselam, Salih Aleyhisselam,
Lut Aleyhisselam, İbrahim
Aleyhisselam, İsmail Aleyhisselam,
İshak Aleyhisselam, Yakup
Aleyhisselam, Yusuf Aleyhisselam,
Şuayb Aleyhis selam, Musa
Aleyhisselam, Harun Aleyhisselam,
Davud Aleyhisselam, Süleyman
Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam,
Elyesa Aleyhisselam, Zekeriy ya
Aleyhisselam, Yahya Aleyhisselam,
İsa Aleyhis selam, Muhammed
Sallallahu aleyhi vesellem.
Diğer üç isim ki bunlar Üzeyr,
Lokman, Zülkarneyn’dir. Fakat
bunların peygambermi velimi
oldukları belli değildir.
Peygamberler bizim gibi insanlardır.
Onlarda her beşer gibi yer, içer,
uyur, acıkır, susar.
Peygamberler güzel ahlak sahibi
olan, temiz kalbli, kötülük
düşünmeyen kişilerdir. Onlar son
derece temiz ve asil bir soydan
gelirler.
Allah gönderdiği peygamberlerine
birde muci ze vermiştir ki bu
mücizeler o Peygamberin peygamber
olduğunun isbatı içindir.
Veli kullarında gösterdikleri
olağanüstü şeylerede keramet denir.
Peygamberimizin mücizelerinden en
büyüğü Kur’anı Kerim’dir. Devamla;
Miraç (göğe yükselme) mücizesi, ayı
eli ile ikiye yarma olayı ve
geçmişten ve gelecekten verdiği her
haber. Bunlar peygamberimizin
mücizelerinden bir kaçıdır.
Bizim Peygamberimizin diğer
peygamberlerden özelliği:
Peygamberimizin İnsanlara ve cinlere
gönderilmesi, yeryüzünün kendisine
mescid kılınması, savaşta düşman
tarafından bırakılan ganimet adı
verilen malın peygamberimize helal
olması, gönderilen peygamberlerin en
sonuncusu olması, ağaçların ve
yaşların kendisine selam vermesi ve
daha nice şeyler onun özel
olmasıdır.
Ahiret gününe İman
Ahiret günü; bu dünya hayatının
bitip her can lının yaptıklarından
hesab vermek için tekrar
diriltileceği gündür. O günde
ameller tartılacak, sırat köprüsü
kurulacak, amel defterleri
verilecek, iyilik yapan
mükafatlandırılacak, kötülük ya
panda cezasını bulacaktır. Bu
durumda iyiler cennette, kötüler
cehenneme girecektir.
Ahiret gününü inkar eden iman
şartlarından birini inkar ettiği
için kafir olur.
Kaza ve Kadere İman
-
Allah’ın ezelden ebede kadar, olmuş
ve olacak olan şeylerin hepsini
takdir etmesine kader denir.
Kaza ise, Allah tarafından ezelde
bilinen ve takdir edilen şeylerin
zamanı gelince ezeldekine uygun
olarak gerçekleşmesine denir.
İmanın şartları âmentü ibaresinde
toplanmıştır.
Amentü şudur.
Manası:
Ben Allahu Teâla’ya, Meleklerine,
Kitabları-na, Peygamberlerine,
Ahiret gününe, Kadere; yani iyilik
ve kötülüğün, Allahın yaratması ile
oldu ğunu inandım.
Öldükten sonra dirilmek haktır ben
şahidlik ederim ki Allah’tan başka
ilah yoktur ve yine şahitlik
ederimki Hazreti Muhammed onun kulu
ve Peygamberidir.
İbadet nedir?
İbadet, Allah’ın emirlerini yerine
getimek ve yasaklarından
kaçınmaktır.
İbadet beden ile yapılırki bunlar,
namaz kılmak, oruç tutmaktır. Mal
ile yapılan ibadetler ise zekat
vermek ve kurban kesmektir. Hem mal
hemde beden ile yapılan ibadetler
vardır. Hac’da böyle bir ibadettir.
Yapılan ibadetler yalnız Allah
içindir. Allah rızası gözetilmeyen
bir ibadetten hiç bir sevab ha sıl
olmaz. İbadetler ruhumuzun
gıdasıdır.
İSLAM
-
İslam, itaat ve teslimiyet demektir.
Muhammed (Sallallahu Aleyhi
vesellem) in Allah’ın emriy le
insanlara bildirdiği dine İslam dini
denir. Bu dinin mensubunada Müslüman
denir.
İslam dininin beş şartı vardır.
Kelime-i şehadet getirmek.
Namaz kılmak.
Oruç tutmak.
Zekat vermek.
Hacca gitmek.
Diniyle mükellef olan insanın
öncelikle akıllı olması, müslüman
olması ve baliğ olması gerekir.
Mükellefle ilgili hükümler
Farz
Dinimizce yapılması gereken ve
kesinlikle emr edilen şeye Farz
denir. Farzın işlenmesine sevap,
terkinde ise azab vardır. Farzı
inkar eden dinden çıkar. Farz ikiye
ayrılır.
Her mükellefin kendi yapması gereken
farz demektir. 5 vakit namaz gibi.
Farzı kifaye: bazı mükelleflerin
yapması ile, diğerlerinden düşen,
yapmak mecburiyeti kalkan
farzlardır. Cenaze namazı kılmak
gibi.
Vacib
Farz kadar kesin olmayıp, kuvvetli
bir delil ile yapılması emr edilen
şeye vacib denir. Vacibi yapan sevab
kazanır. İnkar eden ise günahkar
olur.
Sünnet
Farz ve vacibden başka,
Peygamberimiz’in yaptığı şeye sünnet
denir.
Müstehab
Şevilmiş şey demektir.
Peygamberimiz’in bazen yapıp bazen
terk ettiği şeye denir.
Mubah
Yapmak ve yapmamakta serbest olunan
şeye denir.
Haram
Dinimizde yapılması kesin olarak
yasaklanan şeye denir. Haramı
işleyen azaba uğrar, inkar eden
dinden çıkar, haramı terk eden sevab
kazanır.
Mekruh
Yapılması çirkin görülmüş şeylerdir.
Müfsid
Başlanmış olan ibadeti bozan şeye
denir. Namazda gülmek ve oruçlu iken
yemek ve içmek gi bi.
TAHARET
Lügatta temizlik manalarına gelir.
Şeriatta ise; Hadesden ve pislikten
bedeni temizlemektir. İslam dini
temizliğe çok önem ve rir. Her
ibadete önce temizlikten başlanır.
Temizlik yani taharet iki çeşittir
Hükmi taharet: Abdestsizliği ve
cünüblüğü gidermektir. Buna hadesten
taharet denir. Abdest, gusül,
teyemmüm gibi.
Hakiki taharet: Kirli ve pis şeyleri
yıkayıp gidermek. Buna da necasetten
taharet denir.
Abdest: Temizlik, paklık demektir.
Şeriatta ise: yüzü, kollarla beraber
iki eli ve topuklarla birlikte iki
ayakları yıkamak, başı mesh
etmektir.
Abdestin farzları dörttür.
Yüzü bir kere yıkamak.
Kolları, dirseklerle beraber bir
kere yıkamak.
Başın dörtte birini mesh etmek.
Ayakları, topuklarla beraber bir
kere yıka mak.
Bu farzlardan birisi eksik olursa,
abdest sahih değildir.
Abdest alırken niyet etmek, eûzü ile
başlamak, elleri bileklere kadar
yıkamak, ağıza ve bur na üç kere su
vermek abdestin sünnetlerindendir.
Kıbleye yönelerek yüksek bir yerde
abdest almak, başkasından yardım
istememek, dünya kela mı konuşmamak,
her azasını yıkarken Bismillah
demek, abdestin edeblerindendir.
Abdestin mekruhları ise:
Abdest suyunu israf etmek, suyu
yüzüne çarp mak, konuşmak, ihtiyacı
olmadığı halde başka sından yardım
istemektir.
Vücudun her hangi bir yerinden kan,
irin ve su çıkması, ağız dolusu
kusmak, yellenmek, bu gibi
durumlarda abdest bozulur.
Abdesti olmayanlar, namaz
kılamazlar, kurana el süremezler,
tilavet secdesi yapamazlar.
GUSÜL
Bedenin tamamını yıkamak demektir.
Guslün farzı üçtür.
Mazmaza: Ağıza bolca su verip
çalkalamak.
İstinşak: Burna su verip genize
kadar çekmek.
Bütün bedeni iğne tepesi kadar kuru
yer bırak maksızın yıkamak.
Niyet etmek, elleri yıkamaya
başlarken besmele çekmek, kıbleye
yönelmek, uzuvları ovalamak,
kimsenin görmeyeceği yerde yıkamak,
konuşmamak guslün sünnetlerindendir.
Cünüblük hali (cima etmek gibi),
ihtilam olmak, hayız halinin
bitmesi, nifas halinin sona ermesi
bu durumlarda gusül gereklidir. Bu
halde olanlar gusül yapmadıkça,
namaz kılamazlar, ku ran okuyamazlar
el dahi süremezler, kabe’yi tavaf
edemezler.
TEYEMMÜM
Niyet ederek, temiz toprak ve toprak
cinsin den olan bir şeye, ellerini
vurup yüzüün ve kolla rını mesh
etmeye denir.
Gusül alması gereken kişi su
bulamadığında teyemmüm etmesi de
gusül yerine geçer.
Teyemmümün farzı ikidir.
Niyet etmek, elleri temiz bir
toprağa veya toprak cinsinden bir
şeye iki defa vurup birinci vuruşta
yüzü, ikinci vuruşta kolları mesh
etmektir.
Besmele çekmek, sırayı gözetlemek,
toprağa vurunca elleri evvela ileri
sürmek ve sonra geri çekmek,
parmakları açık bulundurmak teyemmü
mün sünnetlerindendir.
Teyemmüm şöyle yapılır:
Kollar sıvanır ve ne için teyemmüm
edilecek se ona niyet edilir.
Parmaklar açık olarak eller te miz
bir toprağa yada toprak cinsinden
olan herhangi bir şeye bir kere
vurulur. Eller tozlanmış is yan yana
getirilerek birbirine yavaşca
vurulup tozlar silkelenir.
Eller tekrar toprağa vurulup sol
elin içi ile dir sekle beraber sağ
kol, sağ elin içiylede dirsekle
beraber sol kol sığanır.
Ancak teyemmüm abdest veya gusül
alacak kadar temiz su bulunmazsa, su
olduğu halde kullanılması mümkün
değilse, yara olan bedene su
kullanmak zararlı ise bu durumlarda
yapılır.
NAMAZ
-
Namaz islam dininin beş temelinden
ve en gözdelerindendir. İslam dini
namaz üzerine bina edilmiştir. O
yüzden kişinin namazı sakat olursa
dinide o derece sakat olur.
Namazı Allahu Teala Mirac gecesi
Peygamberimize (Aleyhisselam)
teselli olarak lutf etmiştir.
Peygamberimiz (Aleyhisselam) namaz
kıldığında o huzuru bulmuş ve onun
içinde Namaz ‘Müminin Miracı’dır’
buyurmuştur.
Namaz müminin alametidir. Namaz
ancak Allah rızası için, verdiği
sayısız rızıklara şükür için
kılınır.
Namazlar üç çeşittir:
Farz namazlar: Beş vakit farz
namazı ile, cuma ve cenaze
namazıdır.
Vacib namazlar: Vitir namazı,
Ramazan bay ramı namazı, Kurban
bayramı namazı.
Nafile namazlar:
Farz ve vacib den başka kılınan
namazlara nafile namaz denir.
Namazın farzı on ikidir:
Bunların altısı namazın dışından
altısıda namazın içindendir. Namazın
sahih olabilmesi için şu şartların
olması gerekir. Dışındakiler yani
namaza başlamadan önceki şartlar:
Hadesten taharet:
Manevi kiri gidermek için, abdest
almak, gerekli hallerde, gusül
yapmaktır.
Necasetten taharet:
Bedende veye elbisede veya namaz
kılacağı mekanda olan pislikleri
gidermektir.
Setri avret:
Vucüdunda örtmesi gereken yerleri
örtmesi-dir. Bu örtülmesi gereken
yerler, erkeklerin göbek ile diz
kapağı arasının (diz kapağı da
dahil) örtmesidir. Kadınların ise
bütün vucudunu ört-mesi gerekir.
İstikbali kıble:
Kıble’ye yönelme. Namaz kılacak
kişinin kabe’ye doğru yönelmesidir.
Vakit:
Namazları vakti girince kılmaktır.
Aksi takdirde sahih olmaz.
Niyet:
Hangi namazı kılacağını bilmek ve
ona niyet etmek.
Namazın içindekiler:
İftitah tekbiri:
Namaza başlarken Allahu Ekber demek.
Kıyam:
Namazda ayakta durmak.
Kıraat:
Namazda, ayakta iken, biraz kuran
okumak demektir.
Rukû:
Namazda, ellerin diz kapağına
erişecek kadar eğilmesi demektir.
Sücud:
Ayaklar, dizler ve ellerle beraber
alnı ve burnu yere koymak demektir.
Kade-i ahire:
Ettehiyyâtü okuyacak kadar namazın
sonunda oturmak.
Tüm bu saydıklarımız namazın
farzlarıdır.
Namazın vacibleri
Allahu Ekber diyerek başlamak,
fatihayı tama mıyla okumak, farz
namazların iki rekatın da fatihadan
sonra bir küçük sure veya üç kısa
yada bir uzun ayet okumak, fatihayı
sureden önce okumak, secdede burnunu
alnı ile beraber yere koymak, iki
secdeyi birbiri ardınca yapmak,
kıyamda iken dosdoğru durmak, rükuda
iken dümdüz durmak, rükudan kalkınca
beli iyice doğrultmak ve
‘Sübhanellah’ diyecek kadar öyle ce
durmak, secdeden kalktığında iki
secde arasın da ‘Sübhanellah’
diyecek kadar oturmak, üç ve dört
rekatlı namazlarda ikinci rekattan
sonra oturmak, ikinci rekattan sonra
veya selam vereceği vakit
oturduğunda Ettehiyyatü’yü okumak
imama uyan kimsenin susması, vitir
namazında kunut dualarını okumak,
namazın sonunda selam vermek,
namazda yanılırsa sehiv secdesi yap
mak, namazda secde ayeti okursa
secde etmek.
Namazın sünnetleri:
Namaza başlarken alınan tekbirde el
kaldırmak.
İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri,
imamın iftitah tekbirinden sonraya
kalması ve imamın tekbirine yakın
olması.
İftitah tekbiri alır almaz el
bağlamak.
Sübhaneke okumak.
(Tek kılan) ilk rekatta sübhaneke
okuduktan sonra Eüzü Besmele çekmek.
(Tek kılan) diğer rekatlarda
Fatihadan evvel yalnız besmele
çekmek.
Sübhaneke ve Eüzü Besmeleyi içinden
okumak.
Fatiha’nın sonunda, okuyan ve işiten
içinden Amin demek.
Rüküya eğilirken Allahu Ekber demek.
Rüküda üç kere Sübhane Rabbiyel Azim
demek.
Rükudan kalkarken Semiallahu limen
hamideh demek.
Kıyamda iken iki ayak arası açık
olmak.
Rükuda elleriyle dizlerini tutmak.
Secdeye varırken evvela dizlerini,
sonra elleri ni, daha sonra yüzünü
yere koymak.
Namazı şu şeyler bozar:
Konuşmak, bir şey yemek veya içmek,
kendi işiteceği sesle gülmek, selam
vermek ve almak, bir şeye üflemek,
cevap maksadıyla ayet oku -mak,
dünya kelamı (ah, of, vah, öf)
söylemek, teyemmümlü olan kişinin
suyu görmesi tüm bun lar olursa,
namaz bozulur.
Namazda, bedeni ve elbisesiyle
oynamak, parmakları çıtlatmak,
esnemek, gerinmek, başka sının
yanına çıkılmayacak elbiseyle namaza
durmak, secdeye varırken elbisesini
kaldırmak, okumayı rükuda
tamamlamak, bile bile ayet atlamak,
gözlerini yummak, secdede özürsüz
olduğu halde burnunu yere koymamak,
ön saf boşken arka safta durmak,
kıble tarafında canlı resmi
bulunmak, namazda etrafı gözetlemek,
yanan ateşe karşı durmak, herhangi
bir şeye dayanarak namaz kılmak,
insan yüzüne karşı namaza durmak, bu
saydıklarımız namazın
mekruhlarındandır.
Sabah namazının kılınış şekli
Niyet ettim Allah rızası için sabah
namazının sünnetini kılmaya diyerek
kalbten niyet edilir.
Allahu Ekber diyerek tekbir alınır.
Sübhaneke okunur, Eüzü Besmele
çekilir ardında fatiha ve bir miktar
kuran okunur.
Rukuya varılır. Üç kere sübhane
Rabbiyel Azim denir, doğrulur. Bu
doğruluşta Semiallahu limen hamideh
denir. Sonra Allahu ekber diyerek
secdeye inilir, üç kere Sübhane
Rabbiel âlâ diyerek oturur bu
hareket iki kez tekrarlanır.
İkinci rekata kalkılır bu rekatta
aynen ilki gibi kılınır. Yalnız son
oturuşta Ettehiyyetu ve salli barik
duaları okunur, önce sağa sonra sola
selam verilir.
Farzların iki rekat olanlarıda böyle
kılınır. Dört rekatlı olan razlarda
ilk oturuşta sadece ettehiyyatü
okunarak tekbir alınır ve ayağa
kalkı lır. Bu üçüncü rekatta besmele
ile fatiha okunur ve aynı şekilde
ruku ve secdeler yapıldıktan sonra
tekbir alınarak dördüncü rekata
kalkılır. Aynı hal üzere bu rekatta
tamamlandıktan sonra oturulur ve
ettehiyyatü, salli barik duaları
okunarak se lam verilir.
ORUÇ
-
İslamın beş temelinden biride
Ramazan ayında oruç tutmaktır.
Oruç: Niyetlenip tan yeri
ağarmaya başladığı zamandan, ta
güneş batıncaya kadar yememek,
içmemek, cinsi münasebette
bulunmamak demektir.
Oruç, müslümana, akıl baliğ olana
farzdır.
Altı çeşit oruç vardır.
Farz olan oruç; Ramazan ayında
tutulan oruç.
Vacib olan: Adak oruçları ve bozulan
nafile oruçlarını kaza etmek.
Sünnet olan oruçlar: Muharrem ayının
dokuz ve onuncu veya on ile on
birinci günleri oruç tutmak.
Müstehab olan oruç: Pazartesi
perşembe günleri ile, şevval ayının
ilk altı günü oruç tutmak
müstehabtır.
Mekruh oruçlar: Yalnız cuma ile
cumartesi günü ile muharremin onuncu
günü tutulan oruç.
Haram olan oruçlar: Ramazan
bayramının birinci günü ile kurban
bayramının dört günü oruç tutmak
haramdır.
Oruçlu olduğunu bilerke yemek yemek,
cinsi ilişkide bulunmak, sigara
içmek oruçu bozar ve keffaret
gerektirir.
Keffaret: bozulan bir günlük Ramazan
orucu yerine altmış gün oruç tutmak.
Kaza: bozulan oruçun yerine gününe
gün oruç tutmak.
Unutarak yemek yemek, ağızdan gelen
balgamı yutmak, boğazına toz girmek,
dişleri arasında sahurdan kalan
nohut tanesinden küçük olan şeyi
yutmak, kendi elinde olmadan kusmak,
kan aldır mak, sürme çekmek bunlar
oruçu bozmaz.
Orucu bozan ve kaza gerektiren
şeyler:
Çiğ olsa bile pirinç yemek, yemek
yemesi adet olmayan bir şeyi yutmak,
çok fazla tuz yemek, taş, demir,
toprak yutmak, burnuna ilaç çek mek,
kulağın içine su damlatmak, unutarak
yedikten sonra orucu bozuldu sanıp
yemek, bunlar veya buna benzer
şeyler oruçu bozar ve kaza
gerektirir.
ZEKAT
-
Zekat, sözlükte temizlik ve bereket
manalarına gelir.
Şeriatta ise: Nisab miktarı mala ve
paraya sa hib olan müslümanın
malının kırkta birini muhtaçlara
vermesi demektir.
Zekat vermek zengin müslümanlara
farzdır.
Zekatı, müslüman olan, hür olan,
akıllı olan, ergenlik çağına gelmiş
olan, zengin olan kişiler, müslüman
fakirlere, işçilere, yolda kalmış
yolculara, memleketinden uzak
gurbette parasız kalan kişilere
verir.
Zekat, anaya, babaya, büyük ana ve
büyük babalara, oğluna, oğlunun
çoçuklarına, kızına ve kızının
çocuklarına, zenginlere, müslüman
olmayanlara verilmez.
HAC
-
Haccın lügattaki tarifi ziyaret
etmek demektir.
Şeriatta ki tarifi ise; Kabe’yi ve
diğer mukaddes mekanları belirli bir
zaman içinde ziyeret etmektir. Hac,
hem mal hem de beden yönünden güçü
olan ve zengin olan kişiye ömründe
bir defa olarak farzdır.
Haccın üç farzı vardır bunlar:
İhram:
Helal olan şeyi kendine haram etmek.
Niyet ederek telbiye okur, iki rekat
namaz kılar. Bundan sonra hacılara
mahsus olan dikişsiz elbiseye,
sarıldıkları iki havluya da İhram
denir.
Arafatta vakfe:
Arafat Mekke yakınında bulunan dağın
adıdır. Hac zamanı bu dağda arefe
günü zeval vaktinden bayramın
birinci günü fecrin doğuşuna ka dar
olan zaman içinde bir an durmak
farzdır.
Kabe’yi tavaf:
Kabe’yi ziyeret etmek farzdır.
Kabenin etrafında yedi kere dönmekle
bir tavaf yapılmış olur.
Farz, vacib, nafile olmak üzere
üç çeşit hac vardır.
Farz olan; mükellef olanların
ömründe bir ke re hacca gitmeleri.
Vacib olan; Adanan veya
başlamışken bozulan haccın yerine
getirilmesi.
Nafile olan; Hac ise, tekrar
olarak yapılan hacdır.
Safa ile Merve arasında say etmek,
müzdelifede durmak, şeytan taşlamak,
saçları tıraş etmek veya kısaltmak,
veda tavafı yapmak, haccın
vaciblerindendir.
AHLAK
-
Ahlak insanda olması gereken bir
takım güzel huylardır.
Ahlak terbiye yoluyla, islam eğitimi
ile kazanılır.
Güler yüzlü olmak, temiz olmak,
merhametli olmak, tevazulu olmak,
affetmek, susmak, doğru konuşmak,
sabr etmek, güzel ahlaktan
bazılarıdır.
Ahlaki vazifelerimizin ilki Allah’a
karşı olanı dır. Allah’ın ismini
hürmetle anmak, onun sevgisini kalbe
yerleştirmek, ona isteyerek ibadet
etmek ahlaki vazifelerimizdendir.
Sonra Peygamberimize karşı olan
ahlak vazifemizdir. 0 hürmete en
layık olandır. Onun getirdiklerini
kabul etmek, ona hürmet etmek, adı
anıldığı vakit (Sallallahu aleyhi
vesellem) demek, o ne söylemişse
tereddütsüz kabul etmek ahlaki
vazifelerimizdendir.
Sonra kitabımız olan Kur’anı Kerime
karşı hürmet etmek, o okununca
sessizce dinlemek, onda emr edileni
yapıp nehy edilenden uzaklaşmak
ahlaki vazifelerimizdendir.
Bedenin ve ruhun terbiyesi
İslamda beden terbiyesinin yeri çok
önemlidir. İnsanın dünya ve ahiret
işlerini tam olarak yapabilmesi için
önce sağlığına ve sıhhatine dikkat
etmesi gerekir.
Yemesine içmesine, uykusuna, dış
görünümü ne, temizliğine,
hastalanınca tedavisine dikkat et
mek her insanın görevidir.
RUH TERBİYESİ
-
Ruh Allah’tan gelmiştir ve yine
Allah’a döne cektir. İnsanı
meleklerden daha üstün yapan
hayvanlardan daha aşağı kılan,
insanı iyi ya da kötü yapan hep
ruhtur. Bunun için ruhun sağlığı ve
terbiyesi çok önemlidir.
Ruhun sağlığı kuvvetli imanla,
ibadetle beslenmesiyle, kötü
huylardan arınmasıyla, takva yolunda
yürümesiyle gerçekleşir.
Ruh hastalıkların en felaketi kötü
huylar ve dünya sevgisidir. İnsanın
kötü ahlaklardan korun ması, dünya
sevgisinden arınması, zikirle meşgul
olması, ruhi hastalıkları def eder.
Aile Vazifeleri
Aile her insanın mensup olduğu ufak
topluluktur. Aile’yi karı, koca,
ana, baba, çocuklar ve akrabalar
teşkil eder.
Bütün güzelliklerin kaynağı ailedir.
İnsan büyüklerini saymayı,
küçüklerini sevmeyi, bütün
insanlarla iyi geçinmeyi, Allah’ına
ve peygamberine karşı olan
vazifesini ailesinden öğrenir. O
bakımdan ailede verilen terbiyenin
tesiri çok büyüktür.
Çocukların ana babalarına karşı
vazifeleri
Anasına, babasına sözü ile, malı ile
iyilikte bulunmak, anaya, babaya öf
bile dememek, onla ra karşı kaba ve
sert söz kullanmamak, çağırdıkları
vakit hemen gelmek, yanlarında
yüksek sesle konuşmamak, çocukların
ana babalarına karşı vazifeleridir.
Karı kocanın birbirlerine karşı
görevleri
Her şeyden önce aralarında samimi
bir sevgi ve saygı olmalıdır.
Evlenmiş olan bir erkek evine karşı
olan vazi felerini bilmeli,
yuvasının sağlamlaştırmak için
çalışmalıdır.
Erkek evin dış işlerini düşünmeli ve
her türlü ihtiyaçları
karşılamalıdır.
Erkeğin karısına din konusunda bir
eksiği var sa öğretmesidir.
Koca, karısına karşı daima nazik ve
yumuşak muamelede bulunmalıdır.
Kadın, kocasına sevgi ve saygıyla
bağlanmalı, ev idaresine ve
çocukların terbiyesine dikkat
etmelidir.
Kadın kocasının kazandıklarını israf
etmemelidir. Kocasına itaat eden
müslüman kadının gide ceği yer
cennettir.
Kocasının istemediği kişileri eve
almamalıdır.
İzinsiz ve lüzumsuz şekilde evden
dışarı çıkmamalıdır.
Akraba hakları
Akrabalar ailemizini bir parçasıdır.
Onlara karşı yapılıcak görevlerimiz
şunlardır:
Onlara sevgi ve saygı göndermek,
yardıma muhtaç olanlara yardım
etmek, onları unutmamak, hallerini
ve hatırlarını sormak vazifemizdir.
Komşu Hakkı
Komşular akrabalardan sonra bize en
yakın olan kişilerdir. Dinimiz bize
komşularımızla iyi geçinmeyi, gerek
elimizle gerekse dilimizle onları
incitmemeyi emr etmiştir. Komşusunu
inci -tenler, onların dertleriyle
ilgilenmeyenler, hasta olduklarında
arayıp sormayanlar gerçek mümin
sayılmazlar.
İslam Ahlakıyla ahlaklanmış bir
müslümanın sıfatları
1- Allah’ın birliğine, onun
meleklerine, peygamberlerine ve
onlara vermiş olduğu kitablara,
ahiret gününe, öldükten sonra
dirilmeye, kaza ve kadere inanmak
dil ile ikrar kalbi ile tasdik
etmek.
2- Hazreti Muhammed’in
(Sallallahu aleyhi ve sellem)
gösterdiği şekilde namaz kılmak,
oruç tutmak, hacca gitmek, zekat
vermek, yetimlere ve fakirlere
yardım etmek.
3- Herhâlukerda Allah’a
güvenmek, ve ondan asla ümidi
kesmemek.
4- Anaya babaya itaat etmek.
5- Emanete hiyanetlik etmemek
6- Verdiği sözde durmak.
7- Temiz olmak.
8- Dinen yasak olan şeylerden
kaçınmak.
9- Yalan söylememek, yalan
yere yemin etme mek.
10- Kibrilenmemek, kimeye
karşı büyüklenmemek.
11- Allah için sevmek ve
Allah için buğz etmek.
12- En büyük gayesi hakiki
bir müslüman olmaya çalışmak ve
insanlara güzel örnek olmak.
|